Şeker hastalığı ve Beslenme

Şeker hastalığı ve Şişmanlık

Günümüzde şeker hastalığına genç kuşaklarda hatta çocuklarda rastlanıyor. Hastalığın asıl nedeni, yaştan bağımsız şekilde bol bol kızarmış et, tatlı ve unlu ve şekerli mamuller, pastörize edilmiş inek sütü içeren ve rafine edilmiş raf ömrü uzatılmış beslenme tarzından kaynaklanıyor.

İnsülin alınması şeker hastalığının tedavisinde etkili bir yöntem değildir. İnsülin pankreas tarafından üretilen bir hormondur. Vücudumuzun organik şekerleri özümsemesine olanak sağlar. Bu şekilde kazanılan enerji metabolik süreçlerde, pankreasın kendi beslenme ve yenilenmesinde kullanılır. Hücrelerimiz meyve ve sebzelerde bol miktarda bulunan doğal organik şekerleri kullanabilirler ama fabrikalarda üretilmiş şekerleri, kızarmış patatesteki nişastayı, beyaz undan yapılan mamulleri yâda fazla pişirilmiş tahılları kullanamazlar. Bu zararlı ürünlerin kullanılır hale gelebilmesi için vücudumuz tarafından işlenmesi gerekir. İlkin parçalanmaları ve basit şekerlere dönüştürülmeleri şarttır. Isıl işlemler elli dört santigrat derecenin üzerinde olduğu takdirde, besinlerdeki büyün aktif enzimler tahrip olur. Bunun sonucunda, vücudumuz öz kaynaklarını kullanarak bunları işlemek zorunda kalır. Böylece insülin ihtiyacı pankreasın olağan olarak ürettiği düzeylerin çok üzerine çıktığı için pankreas aşırı çalışmak zorunda kalır. Bütün bunlardan başka, bu tür sindirimin sonucunda ortaya çıkan maddeler pankreasın yenilenmesini sağlayamayan organik olmayan atomlardır. Bu da şeker hastalığına yol açar. İnsülin iğneleri kazandığımızdan daha fazla para harcayıp aradaki farkı borç alarak kapatmaya gibidir. Borç almanın bedeli vardır. İnsülin iğnelerine ödeyeceğimiz bedel kalp ve damar hastalıkları, karaciğer, safra kesesi ve böbrek taşlarıdır.

Şeker hastası insanların büyük kısmı aşırı kiloludur. Çünkü yapay, endüstriyel olarak üretilen insülin yağın yakılmasına değil, birikmesine neden olur. Biriken yağ ve toksinler dolaşım sorunlarına yol açar. Kan yoğunlaşır ve asidik hal alır. Bu ise kalp rahatsızlıklarına ve kalsiyum taşlarına sebep olur.

Şeker hastalığı çoğu zaman yoğun psikolojik gerilim sonucu ortaya çıkar. Genellikle karaciğeri zayıf olan yâda kalın bağırsak rahatsızlığı bulunan insanlar şeker hastalığına yakalanırlar. İyi işlemeyen karaciğer, kendisi ile işbirliği halinde çalışan sindirim sistemi ve pankreasında hastalanmasına neden olur. Bu da mide ve on iki parmak bağırsağında ülserden tutun şeker hastalığına kadar çeşitli hastalıklara yol açar. İnsülin almayan şeker hastalarının hastalığı yenme şansları daha yüksektir.

Sindirim sistemimizin, doğal ve işlenmemiş gıdalar ile beslenmesi durumunda vücudumuz için gerekli olan bütün hormonları üretebilir.

Bunlar için ilk atılması gereken adımlar; ısıl işlemlerden geçmiş bol nişastalı ve şekerli gıdaları, ekmek, soyulmuş ve haşlanmış patates, rafine edilmiş şeker ve ürünleri, meyve suları, meşrubatlar, fazla pişirilmiş tahıllar, pastörize süt ve süt ürünleri, işlenmiş hazır gıdaların beslenmeden çıkarılması öncelikli olmalıdır.

Beslenmede asıl olması gereken gıdalar; taze ya da kurutulmuş sebze meyveler, taze sıkılmış sebze meyve suları, meyve ve sebzeler ile yapılan haşlanmış yemekler, tahıllar, kabuklu yemişler, doğal bal, doğal balıklar, merada otlanmış hayvan etleri, yağ olarak soğuk sıkım zeytinyağı ve doğal tereyağıdır.

Sağlığı geri kazanmanın en temel ilkesi bu hastalıkları doğuran ve yaşam kalitesini etkileyen yanlış beslenme tarzını terk etmektir.

İkinci aşamada metabolizmayı tüm atık ve toksinlerden arındırmak olmalıdır. Bunun için kişiye özel olarak hazırlanacak bir beslenme programı için bize danışabilirsiniz.

Kalınbağırsak temizliği ile başlamak önem arz etmektedir. Bu işlem için özel bir karışım ile yapılmalı ve kimyasal karışımlardan ve laksatif ilaç yerine doğal karışımlar tercih edilmelidir. Bağırsaklarda biriken durağan dışkı katmanlarını ortadan kaldırmanın en etkili budur. Durağan dışkı çok daha fazla mide bulandırıcıdır. Kokusu ise hayal edebileceğiniz bütün kanalizasyon kokularından daha çok mide bulandırıcıdır. Kimileri lavman yapma duruşunu uygunsuz bulur. Fakat ya da ameliyat riski ortaya çıkınca kalınbağırsaklarını düzene koymak için teşvik birden bire gerçekleşir. En makul davranış herhangi ciddi bir sağlık sorunu ortaya çıkmadan önce lavman yapmaya başlamaktır. Lavman için lütfen bir uzmandan destek alın. Bu işlemin birkaç kez tekrarlanması gerekir ki dışkınızdan pis koku almadığınız da işlem tamamlanmış demektir. Aslında yapılan işlem dışkı malzemesini, küflenme, kokuşma ve mayalanma ürünlerini atmak sureti ile gövdenizin köklerini çevresindeki toprağı temizlemeye benzer. Şimdi bağırasınızda bulunan bu kökler, sindirilen gıdalarda bulunan ve yeni hücreler oluşturmak için gerekli olan maddeleri özümseyebilir. Vücudumuz artık zarar veren ve kanser yapan toksinleri özümsemez. Artık kanınız temizlenebilir ve hastalıkların gelişimi tersine çevrilebilir.

Lavman sonrasında bütün organlar daha iyi beslenebilir. Temiz kan vücudun diğer organlarındaki zararlı birikintileri çözer. İç organlar yavaş yavaş olmaları gereken yerlere gelirler ve işleyişleri iyileşir. Kan basıncı günden güne normalleşir ve artık hiçbir hastalık vücudunuzu etkilemez.

Bedeni tam temizlemek için Hacamat taraması ve sülük ile kan temizliğinin de yapılması önemlidir. Bu sayede kandaki toksinleri temizlemiş oluruz.

Sağlığınız için en iyi sonucun alınabilmesi için vücut içi temizliği akıllıca bir beslenme rejimi ile at başı gitmeli. Bu kurala uymanız halinde bütün hastalıklardan tamamen korunursunuz.

29.11.2018

Sabri kaya