Sağlık için oruç tedavisinin Tarihçesi

Sağlık için Oruc tedavisinin tarihçesi

1877 senesinde Dr. Edward Dyun Amerika’da ilk defa “oruçla” tedavi etmeye başlamıştır ve o bu başarısıyla dünyaya ispat etmiştir ki, “oruç” tedavisiyle tüm hastalıkları tedavi etmek mümkündür. Bu sihirli tedavi Dr. Dyun’a öyle tesir etmiş ki, bu olaydan sonra tüm ağır hastalara tedavi boyunca gıda vermeyi yasaklamıştır. Onun gözetimi altında ağır eklem romatizmasından yıllardan beri yatağa mahkum olmuş kadın oruç tedavisiyle kolayca tedavi olmuştu.
Uzun seneler yatak hastası olan zavallı kadın nihayet orucun 30. günü ilk defa kendisi ayağa kalkarak koltukta oturdu ve nihayet orucun 46. günü evinin tüm odalarını serbest dolaşabildi

Dr. E. Dyun oruç terapisiyle bağlı sırları, insan fizyolojisine dair bir kitabı okuduktan sonra anlamıştır. Kitapta kaza sonucu olarak mecburen aç kalmaktan ölmüş insan vücudunun parçalarının nasıl zayıfladığı açıklanmıştı:
İç yağları %97,
Dalak %63,
Karaciğer %56,
Kaslar %30,
Kan %17,
Beyin % 0,
Buradan anlaşılır ki, ölüme terk edilmiş insanın beyninden başka bütün organları zayıflamıştır. Bu araştırma Dr. Dyun’ a daha bir yenilik kazandırmıştı, yani belli olmuştu ki, insan gün içinde yemek yese de yemese de enerji kaybetmektedir ve kaybettiği bu enerjiyi yalnız uyuduğu zaman tekrar geri kazanır.
Yani, gıdalardan alınan enerji uykuyla kazanılan enerjinin yerini dolduramaz. İnsan uykudayken beyin kendi kendini besler, şöyle ki, aç, susuz ölüme terk edilmiş insanın beyninden kesinlikle hiçbir şey eksilemez. Üste anlatılan olaydan belli oluyor ki, önce bedenin çok önem taşımayan organlarından başlayarak tüm parçaları sırayla eriyip biter, beyin hücreleri hiç bir eksikliğe uğramadan son ana kadar berraklığını korur ve daha ciddi çalışır, yani beynin çekisi azalmaz, kilo vermez ve açlıktan ölmek üzere olan insan son ana kadar aklını kaybetmez.
Buradan da anlaşılıyor ki, insan bir gün veya bir hafta değil, bir kaç ay hiç gıda almadan yaşamını sürdürebilir. Bu gerçeklere tarihten örnekler verelim:
Dört yaşında bir erkek çocuğun sindirim sistemi öylesine kilitlenmiştir ki, boğazından bir damla ne su nede gıda alması imkansız halde ölüme terk edilmişti. Talihsiz çocuk öylesine eridi ki, bir deri bir kemik kaldı. Son ana kadar aklı ve şuurunu kaybetmeden açlığının 75 gününde öldü.
Başka bir örnek: Hazım borusu felç olduğundan dolayı ölüme terk edilmiş bir kadın boğazından bir damla bile gıda geçmeden 4 aya kadar yaşamını sürdürdükten sonra ölüm gerçekleşebilmiştir. Onunda beyninde hiç bir eksiklik olmadığı için son ana kadar aklî dengesini kaybetmemiştir.

Dr. Dyun anlatır ki, “eğer beyin felç olursa alınan gıdaların hiç bir hayati değeri olamaz. Gıdanın hazmına çok enerji harcandığı için hasta iyileşemez. İnsan dışarıdan gıda alamayınca vücudun tüm enerjisi beynin ayakta kalması için kullanılır, yani önce organlarda birikmiş, veya depolanmış gıdalar tüketilir, son aşamada da beyin tüm diğer parçaların enerjisini kendisine kullanır.
Dr. Dyun bununla da ispatlamıştır ki, beynin son ana kadar hiç değişmeden ayakta kalmasının sebebi vücudun diğer parçalarının hesabına yaşamasıdır. Nihayet o, “oruç tadavisiyle” ilgili kitabında şunları yazıyor. “Bu kitap ilaçlarla tedavi eden bir doktorun hayat tecrübeleri esasında yazılmıştır. Ben tüm ilaçların insan sağlığına tamamen faydasız olduğuna emin olduktan sonra, nihayet “oruçla” tedaviyi iyice denedim ve kesin olarak söyleyebilirim ki, tüm hastalıkları insanın yaratılışına tam uygun fıtri bir tedavi yöntemi olan “oruç”la kolaylıkla tedavi etmek mümkündür”.
– “ Dr. Tayner (1880) “orucu” Gençlik iksiri olarak adlandırmıştır. O, 52 yaşındayken çok güçsüz haldeydi ve ağır hastalıktan dolayı ölmek üzereyken oruçlu kalmaya karar verdi. 40 gün aralıksız oruçlu kaldı ve ölümden dönerek 31 sene daha yaşadı”
-“1901 senesinde Adolf Mayer “ oruç tedavisi- mucizevi tedavidir” adlı kitabını yazıyor: -”Oruç zamanı vücut kendisinde senelerce birikerek kalmış ve hazmı imkansız “atıkları yemeğe ”başlar. Organlarda kireç halinde depolanmış birikimler parçalanır, faydalı olanları beden kullanır gereksiz olanları dışarı atar”
– Prof: Dr. Herbert Selton 1920 yılında oruç tedavisini uygulamaya başladı O, 45 bin kişiyi “oruçla tedavi etmiştir. H. Şelton dünyada çok tanınan “Oruç tutmak hayatınızı kurtarır” adlı kitabın yazarıdır.
Amerikada (Los Angeles’ta) bir hanım çok fazla kilodan dolayı 119 gün aralıksız aç kaldı ve 58 kilo verdi. O çok neşeli ve mutluydu:
– 1973 yılında İrlanda’nın Glazgo şehrinde oldukça fazla kilolu iki kadın gönüllü olarak açlığa başladılar. Kadınlardan birisi 236 gün, diğeri 249 gün aç kalabilmişlerdi.
Göründüğü gibi çok kilosu olan insanlar daha uzun günler aç kalabilirler
Dünyadaki bilim adamları oruç zamanı insanın vücudunda meydana gelen olaylar etrafında geniş araştırmalar yapmışlardır.
-Bu alimlerden birisi, yani Dr. Georgi Aleksandirov Voytoviç (Rusya) oruç konusunu her yönden araştırarak insan sağlığı için oruç tedavisinden üstün bir yöntem olmadığını açıklamıştır: O şöyle demiştir:
“Oruç- tüm tıp alanında bir jokeydir. Ve eğer oruç terazinin bir gözüne konsa, dünyadaki tüm tıp yöntemleri de öbür göze konsa, elbetteki oruç tedavisi yedi kere üstün gelir.”
Kendisi dünyaca ünlü olan Dr. Robert Walter, Pensilvanya’da Walter sanatoryumunun başkanı idi. Ve bu sanatoryumdakiler, orucun bir çok hastalık için faydalı olduğunu söylemişlerdir. Burada topluca tutulan esaslı oruçlar bize insan organizmasını anlamamız konusunda yardımcı oldu ve bu oruçlarda sudan başka bir şey içilmiyordu. Biz başlangıçta insanların bu yolla kilo kaybettiklerini keşfettik. Bu konuda hiç bir tereddüt veya soruya mahal yoktur ki, kilo vermenin en çabuk, en emin ve en etkili yolu oruç tutmaktır.
Evet fazla kilolu bireylerin oruç tutmaları için tek belki de ana sebep kilo vermek istemeleridir
İnsan vucudunun narin ve otomatik işleyen dengeleri bozulduğunda başvurulacak düzenleyici yine oruçtur. Bir taraftan kullanılması gerekeni kullanmak, diğer yandan da korunması gerekeni korumak için etkili bir yöntemdir.
Oruç tutulduğunda vücut fonksiyonları düzene girer. Vücuttaki enerji düzenli bir şekilde saklanır. Ve ihtiyaç olunan kısımlara transfer sağlanır.
Oruç yaşam enerjisini gıdaların hazmına harcanmasından korur, böylelikle yaşam enerjisi hastalıklı yapıların ve toksinlerin giderilmesinde kullanılır.
Orucun bir diğer faydası da psikolojik dinlenmenin sağlanmasındadır. Sindirim sistemi, salgı bezleri sistemi, kan dolaşımı sistemi, solunum sistemi ve sinir sistemi bir dinlenme sürecine girer.
Genel anlamda, daha fazla yemek yenmesi organların daha fazla çalışmak zorunda olmaları demektir. Yani alınan yiyecek miktarında büyük bir azalma varsa organlar dinlenirler. Eğer yemek hiç alınmıyorsa organların büyük bir dinlenme içinde oldukları anlamına gelir. bunu anlamak çok güç değildir; yemek yenmediği zaman ağız ve midedeki salgı bezleri, bütünüyle sindirim kanalları, karaciğer ve pankreas dinlenir demektir. Aynı şekilde kolayca anlamak mümkündür ki, kalp ve atar damarlarda bu sebeple bir dinlenişe geçerler. Vücuttaki salgı bezleri, ve sindirim sularının aktiviteleri durmuş oluyor. Bütün bunların anlamı vücudun büyük bir dinlenme içinde olduğudur.
Kış uykusuna yatan hayvanlarda olduğu gibi oruç tutan insanlarda da durgunluk görüldüğüne dair bir teori vardır. Doğum öncesinde ki evrede olduğu gibi kaslarda ve sindirim kanalında büyük bir durgunluk olduğu söylenilir. Doğru, ama oruç tutan bir insan kış uykusuna yatan hayvan gibi uyku halinde değildir ve bir embriyo gibi hareketsiz de değildir. Aslında akıl ve kaslar oruçla ilgili olmaktan çok uzaktadır. Yatıp uyumaksızın vücut dinlenir zeka çok aktif bir durumda bulunabilir. Oruçlu kimsenin orucu sırasındaki durgunluk sanıldığı gibi değildir. Onun durgunluğu hücrelerin bakımı ve yenilenme işleminin gerçekleştirilmesidir.
Dr. Tilden şöyle söylemiştir: “Ben 55 sene doktorlarla ve terapi uzmanlarıyla birlikte çalıştım. Sonunda kimseden korkmayarak açıkça söyledim ki, “oruç insanlık dünyasında eşi olmayan güvenli bir terapi yöntemidir.”
İnsan ve Diğer Canlılar Aleminde Oruç

Hayatta her zaman oruçla bağlı olaylarla karşılaşmak mümkündür. İnsan ve hayvanlar kaza sonucu veya yemeye bir şey bulamadıklarından dolayı mecburi olarak günlerce, hatta aylarla aç kalmışlardır.
Fakat işin en ilginç olanı, öyle insan veya hayvanlar da var ki, onlar gönüllü olarak, akılların alamayacağı kadar uzun oruç kürleri yapabilmektedirler. Birinci negatif usuldür ki insanlar mecburen aç kalmışlar buna sebep, gıda azlığı, gemilerin kazaya uğramaları, savaşlar vs. olmuştur. Tabi ki o zaman çok uzun açlıktan dolayı insanlar ölmüşlerdir. Ama araştırmalar bu ölüm vakalarının sebebinin çoğunlukla açlıktan değil, açlık korkusundan ve iç zehirlenmeden dolayı olduğunu kanıtlamıştır.
İkinci usul birincinin tam tersi olduğu için insanı gerçektende hayret içinde bırakır. Buradan şu soru çıkıyor Peki niçin? Niçin insanlar “açlığın” sonunda “ölüm” korkusu olduğunu bildikleri halde hiç yemeden hatta bazıları su dahi içmeden (Rusyada bir adam 18 gün su içmeden aç kalarak dünya rekoru kazanmıştır) aç kalma yeteneklerini ispat etmişlerdir. Doktorların her zaman karşı çıktığı bu olayı çözmeye çalışalım.
Önce hayvanlardan örnekler verelim;
Erkek penguen dünyaya yeni yavru getirmek için dişi penguenden yumurtayı teslim alarak ayaklarının üzerinde sıfırın altında 50-60 derece soğukta hareketsiz halde, 4 ay yemeden içmeden bekler ve yavrusu yumurtadan çıktıktan sonra, dört ay boyunca midesinde biriktirdiği gıdayı ona sunar.
Canavar yemeğe bir şey bulmayınca 4 ay aç kalır.
Ayının tüm kış boyunca yemeden içmeden uykuya daldığını herkes biliyor.
Bazı insanlar vardır ki kış uykusuna dalan hayvanlar gibi onlar da uzun yıllar hiç gıda almadan “letargiya” adı verilen derin bir uykuya dalarlar, onlar gerçekten birkaç on seneler boyunca hiç yemeden ve içmeden uykudan uyanmazlar. Aşağıda bu harika olaylardan statik örnekler verilmiştir.
Amerikan Patrisya Maguira nişanlısının ölüm haberini işittiğinde esnemeye başladı onu yatak odasına götürdüler. O uykuya daldı ve 18 seneden sonra uyandı.
Norveçli Avkustina Lankard 1919 den 1941 e kadar yani 22 sene yemeden içmeden uyudu. Uykudan uyandığında o hiç değişmemişti, fakat daha sonra kısa bir zamanda ihtiyarladı ve beş sene sonra öldü.
Rusya’da Dnepropetrovski şehrinde yaşayan Nadejda Petrovna tam 25 sene uykudan uyanmamıştır. O annesinin öldüğü gün uyanmış, hareket edebilmek için 8 ay uğraştı. O yaşından çok genç görünürdü ve kendisini iyi hissediyordu.