Nasıl ki, NASA’ nın her gösterdiği fotoğrafa inanan ve bunu bilim diye yutup kesinlikle sorgulamayan büyük bir düşünmez kitle varsa,

Nasıl ki, sadece yandaş medyadan beslenip her algıya beyninde yer açan büyük bir uyuşmuş kitle varsa,

Nasıl ki TV – gazete reklamlarında sağlıklı denilen her gıdanın sağlıklı olduğuna inanan büyük bir saftirik kitle varsa,

Beslenme- sağlık – ilaç konusunda da sorgulamadan kabule hazır büyük bir çoğunluk var evet.

Şimdi müsadenizle uzun süren sessizliğimi, yalancı bilime yalancı bilimi delil göstererek ve biraz dalga geçerek bozmak istiyorum. Beğenmeyenler sağ üstteki çarpı işaretini kullanarak sayfadan çıkabilirler.

 

1955 yılında ABD Başkanı Einseinhower’in kalp krizi geçirmesinden sonra Dr. Ancel Keys’in çalışması maalesef ki tıp/sağlık sektöründe bir temel oluşturdu ve bu çalışmaya göre “yağlı” olmak kalp krizinin en önemli risk faktörü sayıldı.

1961 yılında Time Dergisine kapak olan Dr. Keys’in bilimsel(!) çalışmaları ve bilimsel(!) uyarıları sonucu “yağ” insan sağlığı için öcü olarak gösterilmeye başlandı ve beslenmeden olabildiğince çıkarıldı. Yerine ise karbonhidrat konuldu.

1980’lere gelindiğinde, yağ karşıtlığı modern tıp ile o kadar bütünleşmişti ki, bununla mücadele etmek neredeyse imkansız hale geldi. Hatta yağ yerine karbonhidrat kullanımının kalp krizini azaltmadığını ispatlayan çalışmalara rağmen sonuç değişmedi. Muhtemeldir ki, bugün bilimden farklı sesler çıkaranlara olduğu gibi o gün de yağ tüketenlere yobaz, bilimden uzak, cahil dendi. Sonuç olarak pastırmalı peynirli yumurtalı sabah kahvaltılarının yerini kekler, gözlemeler, ekmekler aldı. Akşam yemeklerinden et çıkarıldı ve yerine sebze, makarna, bulgur, pizza, pide konuldu.

Tüketicilere aynen şu belletildi:  “Yağ tehlikelidir. Yağsız ürünler sağlıklıdır.”

Time Dergisi 1984 kapağından ve yaşı tutanların o günlerden hatırlayacağı üzere 2000’li yıllara kadar tereyağ, zeytinyağı, yumurta, kırmızı et, hayvansal yağ falan hep kötüydü. Market rafları yağı azaltılmış ürünler ve peynir aromalı krakerlerle doldu. Yağın yerini alan karbonhidrat ve şeker sonucu Tip 2 Diyabet, kalp krizi, kanser, hatta alzheimer patlaması yaşandı. Yağı kesmemize rağmen daha yağlı olduk.

Ve 40 yıl sonra bilim bilimi çürüttü. Gerçek anlaşıldı. Aynı Time bu sefer “Tereyağ Yiyin” diye kapak yaptı.

Yanlış Tıp isimli kitabın yazarı Dr. Colin Champ aynen şöyle yazdı : “Doymuş yağlar ve kolesterolün kalp hastalıklarına neden olduğu görüşü zamanımızın en büyük bilimsel aldatmasıdır”

Hepimizin bildiği üzere Canan Karatay hocamız da yağ yiyin, et yiyin, kuruyemiş yiyin, ekmek yemeyin, şeker yemeyin diye resmen büyük bir savaş veriyor ve hakkında açılmayan dava kalmadı.

Bana öfkelenenleri anlıyorum; Adam senelerce dirsek çürütüp kalın kalın kitapları ezberliyor tıp doktoru çıkıyor. Bir kadın evinden blog yazıp hadi ordan diyor. Delili ne ? Dedelerinin yaşamını gözlemlemek 🙂 Peygemberinin (asv) nasihatlerini dinlemek… Evet gerçekten bana öfkelenenleri anlıyorum.

Canan Karatay’a, Can Çiftçi’ye, Aidin Salih’e, Yavuz Dizdar’a, Ahmet Rasim Küçükusta’ya ve diğer kıymetli tıp adamlarına öfkelenenleri de anlıyorum. Sonuçta kapitalist sistemin çarklarına, sağlık sektörüne, ilaç sektörüne, diyet ürünleri piyasasının çarklarına çomak sokuyorlar.

Bu insanlar zayıflarsa, bu insanlar şeker hastası olmazsa, kanser olmazsa koskoca sağlık sektörü, koskoca ilaç sektörü nasıl ayakta kalacak? Diyetisyenler ne yapacak? Koskoca diyet ürünleri piyasası yerle bir mi olacak? İnsanlar her sabah tereyağlı yumurtalı kahvaltılara geri dönerse bu simitler, börekler, pizzalar, çörekler, galetalar kime satılacak? Meyveye sebzeye dadanırlarsa hele? Bu sahte paket gıda piyasasının hali ne olacak?

Yazının tamamı için

Müsadenizle Biraz Dalga Geçeceğim